Organ Nakli Sonrası Hangi Komplikasyonlar Görülebilir?
Organ nakli son dönem organ yetmezliği olan hastalar için yaşam kurtarıcı bir tedavi seçeneğidir. Böbrek, karaciğer, kalp, akciğer ve pankreas nakilleri dünya genelinde yaygın olarak uygulanmaktadır. Ancak nakil sonrası dönem çeşitli komplikasyonlar açısından dikkatli izlem gerektirir. İmmünosupresif tedavinin yan etkileri, rejeksiyon ve enfeksiyonlar başlıca endişe kaynaklarıdır.
Akut Rejeksiyon
Akut rejeksiyon bağışıklık sisteminin nakledilen organı yabancı olarak tanıyarak saldırmasıdır. Genellikle nakil sonrası ilk birkaç ay içinde ortaya çıkma olasılığı en yüksektir. Böbrek naklinde kreatinin yükselmesi, karaciğer naklinde transaminaz artışı ve kalp naklinde endomiyokardiyal biyopsi bulguları rejeksiyonu gösterebilir.
Tedavide yüksek doz kortikosteroidler ilk basamak olarak kullanılır. Steroide dirençli rejeksiyonda antitimosit globulin veya monoklonal antikorlar uygulanabilir. Erken tanı ve tedavi organ kaybını önlemede kritiktir. Düzenli takip ve protokol biyopsileri subklinik rejeksiyonun saptanmasında önemlidir.
Enfeksiyonlar
İmmünosupresif tedavi enfeksiyon riskini önemli ölçüde artırır. İlk ayda cerrahi alan enfeksiyonları ve hastane kaynaklı enfeksiyonlar baskındır. Bir ile altı ay arası dönemde sitomegalovirüs, Epstein-Barr virüsü ve Pneumocystis jirovecii fırsatçı enfeksiyonları ön plana çıkar. Altı ay sonrasında toplum kaynaklı enfeksiyonlar ve kronik viral reaktivasyonlar görülebilir.
Sitomegalovirüs enfeksiyonu organ nakli alıcılarında en sık görülen viral enfeksiyondur. Profilaktik veya preemptif antiviral tedavi stratejileri bu riski azaltır. BK virüs nefropatisi böbrek nakli alıcılarında greft kaybına neden olabilir. Tüberküloz endemik bölgelerde önemli bir risk oluşturur. Aşılama programları immünosupresif tedavi başlamadan önce tamamlanmalıdır.
İmmünosupresif Tedavinin Yan Etkileri
Kalsinörin inhibitörleri takrolimus ve siklosporin nefrotoksisite, hipertansiyon, diyabet ve nörotoksisite riski taşır. Mikofenolat gastrointestinal yan etkiler ve kemik iliği baskılanmasına neden olabilir. Kortikosteroidler osteoporoz, diyabet, kilo alımı ve Cushing sendromu gelişimine yol açabilir.
mTOR inhibitörleri yara iyileşme gecikmesi, hiperlipidemi ve proteinüri ile ilişkilidir. İmmünosupresif tedavinin uzun vadeli kullanımı malignite riskini artırır. İlaç düzey takibi terapötik aralığın korunmasında ve toksisitenin önlenmesinde temeldir. Tedavi rejiminin bireyselleştirilmesi yan etki yönetiminde kritik önem taşır.
Kardiyovasküler Komplikasyonlar
Kardiyovasküler hastalık organ nakli alıcılarında en önemli uzun vadeli mortalite nedenlerinden biridir. Hipertansiyon kalsinörin inhibitörleri ve kortikosteroidlerle ilişkili olarak sık görülür. Dislipidemi mTOR inhibitörleri ve siklosporin kullanımında belirginleşebilir. Posttransplant diyabet kardiyovasküler riski artırır.
Agresif risk faktörü yönetimi kardiyovasküler olayların önlenmesinde temeldir. Kan basıncı kontrolü, lipid yönetimi ve glisemik kontrol önemlidir. Sigara bırakma ve düzenli egzersiz desteklenmelidir. Düzenli kardiyovasküler tarama nakil sonrası takibin önemli bir bileşenidir.
Malignite Riski
Uzun süreli immünosupresyon malignite riskini genel popülasyona göre iki ile dört kat artırır. Posttransplant lenfoproliferatif hastalık Epstein-Barr virüsü ile ilişkili bir lenfoma tipidir. Cilt kanserleri özellikle skuamöz hücreli karsinom nakil alıcılarında sık görülür. Düzenli dermatolojik tarama önerilir.
Kaposi sarkomu, servikal kanser ve renal hücreli karsinom riski artmıştır. Güneşten korunma ve düzenli kanser taramaları önemlidir. İmmünosupresyon düzeyinin azaltılması malignite tedavisinde değerlendirilebilir. Bazı durumlarda immunosupresif rejimin değiştirilmesi tümör regresyonuna katkı sağlayabilir.
Uzun Vadeli Takip
Düzenli klinik vizitler organ fonksiyonunun izlenmesi ve komplikasyonların erken saptanmasında temeldir. İlaç uyumu greft sağkalımının en önemli belirleyicilerinden biridir. İlaçların kesilmesi veya düzensiz kullanımı akut rejeksiyon riskini artırır. Hasta eğitimi ve motivasyonu uzun vadeli tedavi uyumunda belirleyicidir.
Metabolik izlem diyabet, osteoporoz ve dislipidemi taramasını kapsar. Böbrek fonksiyonları tüm nakil tiplerinde izlenmelidir çünkü kalsinörin inhibitörleri kronik nefrotoksisiteye neden olabilir. Psikolojik destek yaşam kalitesinin korunmasında önemlidir. Multidisipliner ekip yaklaşımı transplant hastaların optimal yönetiminde temeldir.